Startup’ların teknik yolculuğu, sınırlı kaynaklar, belirsiz pazar koşulları ve yüksek büyüme beklentileri altında şekillenir. Bundan dolayı alınan teknik kararlar yalnızca mühendislik tercihleri değil, aynı zamanda stratejik ve ekonomik kararlardır.
Mentörlük süreçlerinde gözlemlediğim üzere, farklı sektörlerden gelmiş ve farklı ürünler geliştiren ekipler dahi benzer teknik hataları tekrar etmektedir. Bu durumun, problemin bireysel yetkinliklerden ziyade karar alma mekanizmalarıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. Yapılan hataları aşağıdaki başlıklar altında gruplayabiliriz.
Problem Tanımı Netleşmeden Karmaşık Mimari Tercihi
En yaygın hatalardan biridir. Henüz ürün-pazar uyumu (product–market fit) doğrulanmamışken karmaşık ve ölçekleme endişesinin ön planda tutulduğu mimarilerin inşa edilmesidir. Mikroservis mimarileri, event-driven sistemler veya ileri seviye tasarım kalıpları, çoğu zaman ürünün gerçek ihtiyaçlarından bağımsız olarak tercih edilmektedir.
Bu yaklaşımın sonucu olarak:
- Geliştirme süresi uzar
- Bakım maliyetleri artar
- Ürün iterasyonu yavaşlar
Akademik literatüre göre de, erken aşamada basit ve değişime açık mimariler, karmaşık ama teorik olarak “doğru” sistemlere kıyasla daha sürdürülebilir sonuçlar üretmektedir. Ayrıca Gall Yasası gibi bunu destekleyen yaklaşımlar da var. Bunun yanı sıra sektörde standart haline gelmiş çevik yazılım geliştirme (AGILE) metodları da bu temel üzerine çalışmaktadır.
Girişimcilerin dikkat etmesi gereken konu mimarinin değişmez bir kural olmadığı ve zamanla ihtiyaca göre şekillenip gelişerek mükemmelleşeceğidir.
Erken Optimizasyon Eğilimi
Startup’ların sıklıkla düştüğü bir diğer hata, henüz ölçülebilir bir ölçek problemi yokken performans ve kapasite optimizasyonuna odaklanmalarıdır. Bu durum, yazılım mühendisliği literatüründe uzun süredir eleştirilen “erken optimizasyon” problemine karşılık gelmektedir.
Gerçek kullanıcı verisi ve analizi olmaksızın yapılan optimizasyon çalışmaları:
- Kaynak israfına
- Yanlış varsayımlara dayalı mimari kararlarına
- Ürün geliştirme hızının düşmesine
neden olur.
Burada da ilk maddemizde söylenildiği gibi girişimciler zamana ve ihtiyaca odaklı kararlar almaya dikkat etmeliler.
Teknik Borcun Kavramsal Olarak Yanlış Ele Alınması
Teknik borç kavramı çoğu startup’ta ya tamamen göz ardı edilmekte ya da yalnızca “kötü kod” ile eş anlamlı görülmektedir. Oysa teknik borç, bilinçli şekilde alındığında stratejik bir araç olabilir.
Sorun, teknik borcun:
- Belgelendirilmemesi
- Önceliklendirilememesi
- Geri ödeme planının yapılmaması
durumlarında ortaya çıkmaktadır. Bu noktada teknik borç, ilerleyen aşamalarda inovasyon hızını ciddi biçimde sınırlayan bir faktöre dönüşmektedir.
Girişimci ekipleri ürün iterasyonları sırasında belli bir kaynağı planlı bir şekilde var olan teknik borçların çözümü için de kullanmalıdırlar.
Test Süreçlerinin İhmal Edilmesi
Test süreçleri, erken aşama startup’larda sıklıkla ertelenen veya gereksiz görülen faaliyetler arasında yer alır. Bu yaklaşım kısa vadede hız kazandırıyor gibi görünse de, orta ve uzun vadede sistem kararlılığını ve ekip verimliliğini olumsuz etkiler.
Gözlemler ve deneyimler, test altyapısının eksik olduğu ekiplerde:
- Hata oranlarının arttığını
- Dağıtım sıklığının düştüğünü
- Teknik stres seviyesinin yükseldiğini
göstermektedir.
Burada girişimciler, teknik ekiplerinin ürün iterasyonlarında test üretimi ve bakımına da kaynak ayırmasını sağlamalıdırlar.
Ekip Yapılanmasında Deneyim Dağılımının Göz Ardı Edilmesi
Teknik ekip yapılanmasında ünvan odaklı veya maliyet merkezli yaklaşımlar, uzun vadede sürdürülebilir değildir. Ekip yapısının çıkan ürüne direkt yansıdığı unutulmamalıdır. Conway yasası der ki; üretilen sistemler kendilerini üreten organizasyonun teknik sınırlarını yansıtır. Ekibin toplam deneyim paketini oluştururken birbirini tamamlayıcı ve destekleyici profiller seçmeye çalışılmalı.
Ayrıca teknik liderliğin sadece yatırımcı gözünde önemli olmadığının ve bunun eksik olduğu yapılarda aşağıdaki sorunlar olacağı bilinmelidir.
- Mimari kararlarda tutarsızlık
- Kod kalitesi değişkenliği
- Bilgi transferi eksikliği
Bu durum, organizasyonel teknik borcun da artmasına yol açmaktadır. Aynı zamanda ürün kalitesini de düşürür.
Girişimciler teknik ekiplerini oluştururken liderliğe ve toplam ekip deneyimine dikkat etmelidir.
Altyapının Ürün Değeriyle Karıştırılması
Altyapı yatırımları, ürün geliştirme sürecinin önemli bir parçası olmakla birlikte, doğrudan ürün değeri üretmez. Buna rağmen bazı startup’lar altyapıyı başlı başına bir çıktı olarak ele almakta ve ürün geliştirmeyi ikinci plana atmaktadır. Alınan her teknik kararın içinde ürün odaklı yaklaşımların olması gerektiği unutulmamalı.
Bu hata, özellikle erken aşamada, kullanıcı geri bildirimi döngüsünü zayıflatabilir ve üretim hızını da yavaşlatabilir.
Teknoloji Seçimlerinde Bağlamsal Analizin Eksikliği
Teknoloji ve araç seçimlerinin sektörel eğilimlere veya popülerliğe göre yapılması, startup’ları uzun vadeli bağımlılıklara sürükleyebilmektedir. Ürünün bağlamdan kopuk teknoloji tercihleri, ilerleyen aşamalarda esneklik kaybına ve maliyet artışına neden olmaktadır.
Ayrıca servis sağlayıcılara bağımlılıkların seçiminde de dikkatli olunmalıdır. Ürünün maliyetinin artmasından ürünün sunduğu hizmetlerde kesinti oluşturmasına kadar birçok ölümcül soruna sebep olabilir.
Dokümantasyon ve Kurumsal Hafızanın İhmal Edilmesi
Dokümantasyon eksikliği, bireysel bağımlılığı artırmakta ve ekip ölçeklenmesini zorlaştırmaktadır. Bilginin sistematik olarak paylaşılmadığı yapılarda, organizasyonel öğrenme sınırlı kalmaktadır.
Ürün iterasyonu yapılırken dökümantasyonun oluşturulması ve güncel tutulmasına da kaynak ayrılması gereklidir.
Teknik ve İş Kararları Arasındaki Kopukluk
Teknik kararların iş hedeflerinden bağımsız şekilde alınması, kaynakların yanlış tahsisine yol açmaktadır. Her teknik kararın, dolaylı veya doğrudan bir maliyeti olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. Ayrıca her teknik kararın, ürünün hedefe ulaşmasını sağladığında bir anlamı olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda teknik kararlar, stratejik yönetimin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalıdır. Teknik ekip kararlar alırken ürün yönetimi strateji ve gereksinimlerine tam hakim olmalı ve kendini bunun bir parçası kabul etmelidir.
Girişimci teknik ekip ve ürün ekibi arasındaki iletişim, rekabet ve koordinasyonu sağlamayı kendisi için en önemli konu olarak görmeli. Bunu sağlayacak organizasyon yapısı ve yönetici ekibini kurabilmelidir.
Umut Işık, Smartup Network, Yazılım Mühendisliği Yöneticisi